Torino 2006
Zaman çabuk geçermiş. Sonunda bir onaltı günü daha geride bıraktık. Bu geçen on altı günde ağlayan ve gülenler çok oldu. Bir çok genç sporcu kendi alanlarında spor kayıtlarına geçtiler. Madalya bekleyenlerin çoğu allah allah deyip başlarını kaşırken beklenmeyen sporcular altın madalyaya uzandılar.

Oyunları gösteren televizyonların hepsini doğal olarak takip edemedik. Edemediklerimizin arasında Türk televizyonlarıda vardı. Mars gezegeninin soğuk güney yüzeyinde yapılan bu oyunlara televizyonlarımızın ilgi göstermemesini anlamazken Eurosport yayıncıları her zaman olduğu gibi bizi utandırmadılar. Eurosport’un Türkçe bölümü ümit versede önümüzdeki 20 sene boyunca Olimpiyatları İngilizce dinleyeceğimiz kesinleşti.
İklim koşullarının bile genelde kıyak geçtiği oyunların en güzel bölümlerini Eurosport’un özet yayınlarından izliyebilirsiniz. Bunu söylerken Olimpik Ekstra olarak adlandırılan programı özellikle kaçırmamanızı öneririz.
Peki, diğer ülke insanları bu oyunlarda oyun oynarken bizler neler yaptık? Ne yapacağız, doğal olarak oyun kısmını onlara bırakıp biz ciddi işlerle uğraştık. Ortalığa salı verdiğimiz 6 sporcu bişiler yaparken görevli giden 11 kişi İtalyan mutfağı ve konukseverliği alanında çeşitli bilimsel çalışmalarda bulundular.
Bu arada doping yapıp bilmem kaç sene müsabakalardan men edilen haltercilerin kıçından damlayan teri rakısına su niyetine katan spordan sorumlu bakanın ne yaptığı açıklanmadı, ama kendisi futbol federasyonunun önünde tükürük yalarken görüldü.
Neyse, on beş gün sonunda ben; hassiktir ulan türklerin kış sporlarında bir bok yediğini göremeyeceğim dedim. Bunu bana söyleten spor camiasının gözlerinden öperim.









Yorumunuzu ekleyin!