Şub 16
Bu sabah bilgisayarımı açıp rutin e-posta kontrolümü yaptığımda Amaniinnnn beni ne çok hatırlıyanım var imiş demekten kendimi alamadım. Yıllardır kullanmakta olduğum MailWasher programı deli gibi çalışıp gece bana gelen yüzlerce ( 300′e doğru saymayı bıraktım) mesajı sıralamaya başladı.
Ancak işin garip tarafı bu mesajların hepsini ben kendime göndermişim gibi duruyor. Mesajlar xxxx@mselcuk.com diye benim adrsten geliyor (Buradaki xxx ibarelerini istediğiniz her hangi bir karakter ile değiştirebilirsiniz). İşin garip tarafı MailWasher ile bunları yasaklayıp otomatik silmeye alsam kendi kendimi baltalamış olacağım. Bana gelen normal mesajlarda gümbürtüye gidecek.
Esas korkum ise adresimin yasaklılar listesine girmesi. Eminim bu mesajlar başkalarınada gidiyordur ve birisi yeter uleyn bu mesajlar deyip beni Open Relay Database veya Spamcorp gibi yerlere şikayet edecek.
Anlıyamadığım diğer bir nokta ise, gönderilen mesajların hepsi biri birinden farklı ürünlerin mesajlarını içermesi. Bunların hiç birisi de öyle duyulmuş bir frma veya ürüne ait değil. Çoğunluğu, kız tavlama teknikleri, penis büyültme ilaç/aletleri ve bir kaç günde bir kaç milyon dolar para kazandıran fnansal servisler ile ilgili konular. Şimdi, bunlara inanıp tıklayan verilen bağlantılara gidip bunlara para gönderen insanlar var mı acaba diye merak etmiyorum desem yalan olmaz. Eğer böyle yapan insanlar varsa (ne demek varsa, var ki adamlar yıllardır yapıyorlar) bu işin çözülmesi olanaksız.
Olanaksız çünkü bu internet denen şeyin başında Amerikalılar var. Versinler bir Türk bürokrata sorunu şıp diye çözsün. Sorun çözülünce büyük ihtimalle hiç kimse giremez internete, bürokratın eşi dostundan başka, ama artık siz sorunu çözün deediniz o da çözdü işte.
Gördüğünüz gibi başımıza ne geliyorsa bu salaklar yüzünden geliyor. Onlar tıklamasa kimse böyle mesajlar atmayacak. En iyisi Internete girmek için ehliyet zorunluluğu getirmek. Yaparsın bir zeka testi, 90 ve altı giremez sanal dünyaya dersin olur biter (dikkatinizi çekerim, çözüm yine bir Türk’ten geldi).
Ben en iyisi hosting firmam ATLASPRONET‘e yazdığımız Yandım Allah mesajına yanıt gelmesini bekleyip, söylenmeye devam edeyim. Zaten yapacak başka bir şeyde yok gibi duruyor.
Oca 29
Cen Uzan’ın sahip olduğu ve el koyma operasyonları sonucu TMSF’ye geçen Frequency isimli tekne satışa çıkmış. 1998 yılında yapılan tekne ilk sahibi tarafından La Baronessa olarak adlandırılmış, Cem Uzan aldıktan sonra ismini Frequency olarak değiştirmişti. Yaklaşık 60 metrelik tekne için istenen miktar 25.900.000 USD.

Merak ettim şimdi durup dururken; bu tekne ve diğeri (Airwaves) TMSF’ye ait değil mi? Satışı Amerikan şirketi üstlendiğine göre TMSF’nin bu satıştan haberi var mı acaba? Yoksa yine mi millet küfeye bindirilip bir yerlere atılacak?
Kaynak
Ara 22
George Orwell 1984 adlı klasik romanında insanları tamamen kontrol altına alan ve adına Party denen totaliter bir hükümeti anlatır. Party’nin ana kontrolcüsüne Big Brother deniliyordu. ‘70lerde oldukça yaygın olan “Big Brother is Watching You” posterlerini herhalde hatırlarsınız (yaşı tutanlar için söylenmiştir). Bu sistem içinde her şey kontrol altındadır ve partinin çeşitli sloganları devamlı olarak beyinlere işlenmektedir.

Günümüzde halen hayal alemi olarak görülen bu durum yakında yavaş yavaş gerçekleşmek üzere. Biraz önce dehşetle okuduğum habere göre İngiltere’de yola çıkan bütün araçlar izlenmeye alınacakmış. Yazının devamı »
Kas 24
Yaklaşık iki üç aydır SWSSY isimli web standartlarını konu alan bir yarışmanın tanıtımını yan sütunda yapıyordum.
Web standartlarına uygun, geçerli kodlar ile site yapımını teşvik etmek amacıyla yapılan bir yarışmadır.
Yarışma tarihi olarak 1 Kasım belirtilmesine rağmen hala sonuçlar açıklanmadı. Bende güzel düşünüp, yüze göze bulaştırmayı ilke edinen kişi/kişiler tarafından düzenlendiği inancı oluştuğu için bu yarışmayı takip etmeyi bırakıyorum artık.

Eki 19
Doğrusu ilginç olmasına rağmen bu haberi yazmamaya karar vermiştim. Ancak okuyucularımızdan birisi al yaz diye gönderince pekala dedim kendi kendime. Haber şöyle;
İsveç’te yaşayan Lübnan/İsveç orjinli çift yeni doğan bebeklerine Google KAI adını verdiler. İyi yapmışlar. Özendim doğrusu. İnsanın böyle bir iş yapabilmesi için çok ayrıcalıklı doğması lazım. Bizden başka bir boyutta yaşıyor bu aile demek ki… Bir gün bizde gelişir, büyür o seviyeye geliriz inşallah.
Bu ilginç haberi niye daha önceden yazmak istemediğime gelince. Doğal olarak bu işi yapan adamın salak ve dünyanın ilgisini çekmek isteyen zavallı bir adam olması dışında bir neden daha var. Adamın sitesinde yazdıkları.
Bilmem bilirmisiniz, Kanuni Sultan Süleyman Fransa kralı bilmem kaçıncı Lois’e yazdığı mektupta sayfalarca dünyanın hakimi, şuranın fatihi falan filan diye kendini tanıtmış sonra tek cümlede sen ise Frank Kralı … Lois diyerek onu aşağılamıştı. İşte bu Lübnan’lı salakta aynı aşağılamayı karısı için yapıyor ve tipik bir OrtaDoğu erkeği olarak şöyle yazıyor;
GOOGLE KAI is a Fruit of a Lebanese Father : Walid Elias KAI Google Pro Fan since 1998, Who is Developing a New Google Service from Home. PhD candidate in Search Marketing at www.altus.se/en and Lebanese - Swedish Lovely Mother: Carol KAI. (GOOGLE KAI Lübnan’lı baba : Walid Elias KAI ki 1998′den beri Google hayranı ve evinden yeni bir GOOGLE servisi geliştiriyor. www.altus.se/en ‘de Arama Pazarlaması doktora adayı ve Lübnanlı baba ile İsveç’li sevgili annasi : Carol KAI’nin meyvası)
Kadını bu kadar aşağılayan, onu insan yerine koymayan bu sefil erkeğin oyununa gelmemek için yazmak istememiştim. Aynı nedenden dolayı sitesine de bağlantı vermiyorum. Alsın zekasını bir yerine yamasın.

Teşekkürler Emine.
Eki 04
Şu anda televizyondan CHP yetkililerinin dün yapılan müzakere sözleşmesini eleştiren sözlerini dinliyorum. Dinledikçe üzüleyim mi sevineyim mi karar veremiyorum.
Üzülüyorum, çünkü muhalefet yapacağız diye kendilerini düşürdükleri durumu görüyorum. Söyledikleride, efendim değişeceğiz ve bu değişiklik bizi kötüye götürecek. Bu nasıl olacak diye soran muhabire verdikleri cevap ise ” Efendim görüyorsunuz, şimdi daha derine inmiyeyim… “. Böyle bir cevabı ya karşısındakini kandırmaya çalışan bir kişi, ya da ne dediğini bilmeyen bir cahil söyler.
Seviniyorum, çünkü bunlar konuştukça oyumu kime vermeyeceğimi biliyorum artık. Sıkıldım artık bu geri kafalı felaket tellallarından.
En iyisi siz siz olun - hazır ramazan gelmişken - bol bol el fatiha okuyun bu C.H.P. için.
Eyl 30
Yolcu yolunda gerek… böyle demiş adamın biri. Ya da kadının biri. Her kim demişse demiş, 21. yüzyılında başında İstanbul’da yaşasaydı böyle bir lafı edemezdi.
En doğru laf Aklı olan yolcu oturur oturduğu yerde olurdu her halde.
Bir yere gidemiyorsun zaten, ne işin var sokaklarda. Başımızdan eksik olmayası halk kendinden başkasına saygı ve hak tanımadığı için keşmekeşe dönmüş trafik. Üstüne üstlük halkıyla aynı düşünce yapısında olduğunu açık açık bağıran ve buna bir de alaycılığı ekleyen belediye.
Okulların açıldığı gün bütün İstanbul’u kazmaya başlayan TOP gibi belediye başkanımız, aradan iki hafta geçmesine rağmen kazdığı yerleri kapatacağına verdiği hizmeti (!) genişleterek devam ediyor. İstanbul anakent belediyesi tam 49 noktada yol yapımı başlatmış. Bakım onarım çalışması ise tam 300 noktada sürüyormuş. Doğal olarak, bunlar yapılırken halkın haberi sabah yola çıkınca oluyor. Neresi kazılmış diye bildirmek, alternatif olarak hangi yol kullanılacak diye duyurmak belediye çalışanına zor geldiği için 12 milyona çıktığı söylenen kalabalığın anası ağlayacak.
Eyl 13
Dün okullar açıldı ve zaten berbat olan trafik daha da beter oldu. Ben, bunun sadece bize özgü olduğunu sanırdım. Aynı sorun Amerika’da bile yaşanmış. Adamcağız on dakika mesafedeki işine dün - okullar açıldığı için - bir saatte ulaşmış. Ne diyelim, biz bir saatte varırsak kendimizi şanslı sayacağız.

Ağu 31
Kıl oluyorum diye bir terim vardır dilimizde. Eminim bu sözü benim atalarımdan birisi çıkartmıştır. Yooookkkk çok kıllı bir yaratık olduğumuzdan değil, kıl olacak çok fazla şey bulduğumuzdan.
Son günlerde SMS mesajlara taktım kafayı. İkide bir zilinizin çalış şekline göre size bildirilen SPAM reklamlar, mesajlar. Bu işlem nedense bayramlarda seyranlarda arttırıyor, kutluyorlar bişileri. Sanki onlar kutlayınca bir şeyler alacak veya kullanacağım onların hizmetlerini. Merak etmesinler mesajlarını unutmam okkalı bir kutlama sonrası 5 ila 10 saniye kadar sürüyor.
Eskiden bankanın biri geceleri yapardı bu işi. Bir gün sabaha karşı böyle bir mesaj gelmişti.. Sinirden küplere bindim… Ertesi sabah genel müdürlüklerini arayıp karşıma çıkan Halkla İlişkilerci kıza bankayı yönetenlerin anasına, babasına vede sülalerine selam bıraktım. Sonunda da nasılsa bütün konuşmanın kayda alındığını bildiği mi böylece beni mahkemeye verip dava edebileceklerini, bunu da ne kadar çok istediği mi kendisine söyleyip kapattım. Artık benim selamlarımın etkisi oldu mu bilemem ama bir müddet sonra bu tür mesajlar en azından bu bankadan kesildi (Bir müddet sonra o bankada battı yaaaa o ayrı hikaye…).
Bir süre önce Turkcell bir hizmet başlattı. Abone isterse telefonunu bu yeni hizmete yönlendirip telefonu çaldığı zaman arayanlara komik sözler dinlettirebiliyor. Bu hizmetle ilk sefer karşılaştığımda komik ve esprili sözleri anlamamış hatların karıştığını düşünerek hemen telefonu kapatmıştım. Sonraları alışmaya başladım ama telefununu bu hizmete yönlediren herkese de memnuniyetsizliğimi sözlü olarak ilettim. Benim için telefon birlerinin aranıp konuşulması içindir. Komiklik veya fıkra dinlemek istersem Cem Yılmaz ile arkadaş olmaya çalışır onu ararım. Yok olamıyorsam gider tiyatrosunda izler gülerim.
Her neyse, şimdi bu tür hizmetin neden verildiği anlaşılmaya başlandı. Şu sitedeki habere göre, artık bir aboneyi aradığınızda müzik, konuşma duymayacak REKLAM dinleyecekmişiz. Bu işin cirosu 2003 yılında 148 Milyon USD iken 2008 yılında 2.4 Milyar USD olacakmış.
Bu konuda ki düşünceme yönelik cevabı ise John‘un sitesine koyduğu fotografta bulabilirsiniz….

Tem 29
Zaten üç gündür yazamamışım, sabah erkenden yazıyı yazıp hadi bakalım yayınla diye tıklıyorsun, sonuç ne oluyor? Sayfaya ulaşılamıyor…. Hayrola anam nedendir diye sorunca; Elektrikler kesik bağlayamıyoruz hocam diyorlar…
Hmmmmm.. peki ne zaman gelir.. yarım saat ile bir saat arası… ona da peki. Bu olay sabah 09:30′da geçer. Ve 16:00′da evden çıktığımda hala elektrik kesikti. Artık kaçta geldi bilmiyorum.
Dün bir yazı vardı gazetelerin birinde, Türkiye’nin daha fazla uydu atıp bu alanda üstünlüğünü ispat etmesi gerekir diye bişiler. Sen önce TV ve Internet yayınını hallet sonra bakarsın semanın ötesindeki karanlıklara.
Son Yorumlar